
Lamartine, Türkleri “hoşgörü sahibi tek halk” olarak görür. Doğu despotüzmi tezini reddeder. Bazı noktalarda Türklerin Avrupalılardan daha üstün olduğunu söyler. 6 Temmuz 1850’de huzuruna çıktığı Sultan Abdulmecid’i “soylu, gururlu, ciddi, duyarlı... kendi arzularını dayatmaktan çok kendisini sevdirmek isteyen” bir kişi olarak tasvir eder. Sultan’ın Lanartine’i askerî okullardaki genç öğrencileri teftişinde kendisine eşlik etmeye devam etmesi, Fransız yazarı fevkalade heyecanlandırır. Mükemmel derecede Fransızca konuşan Türk öğrencilerle gurur duyar ve şöyle der: “Gençliği... bu şekilde Avrupa’daki bilgi düzeyine ve evrenselliğine erişmiş halklar için barbar kelimesi artık kullanılamaz”. Fakat bu övgünün içinde bir üstünlük duygusu da gizlidir. Lamartine için medenîliğin kriteri, Avrupalı olmaktır. Fransızca bilen ve modern usulleri öğrenen milletlere elbette ‘barbar’ denemez!