
Zinada dört, diğer haddler ve kısasta iki erkek; mali haklar ve nikâhta iki erkek veya bir erkek ile iki kadın aranır. Taraflardan birisi zimmî ise, şahitler de zimmî olabilir. Bu nisabın aranması, erkekle kadın arasında eşitsizlik olduğu için değildir. Nitekim kadınlar arasında işlenen cinayetlerde; doğumun zamanı ve bekâretle alakalı sadece kadınların bilebileceği hususlarda; ayrıca şahitlerin tezkiyesinde, suların temizliği, kıblenin istikameti, kesilmiş hayvanın leş olup olmadığı gibi (nassların çok daha önem atfettiği) dini mevzularda tek kadının bile şahitliği kabul edilmektedir. İnsanların birbirine üstünlüğünün ancak takva, ilim ve cihad ile olduğunu Kur’an bildirmektedir. Bir kadının şahitliği, ancak kendisini doğrulayan bir başka kadının beyanıyla uyuşması halinde makbul olur, demektir. Böylece kadınlar, külfetli bir iş olan şahitlikten korunmuştur. Bunun bir sebebini de o zamanlar İslâm cemiyetinde kadınlarla erkeklerin birbirinden ayrı mekânlarda yaşamakta oluşunda aramalıdır.