
"(...)Ehl-i dünyânın ahvâline nazar edersen bu hâlin binlerce misâlini görürsün. Ve insan doğduğu günden beri ahvâlini muhasebe edecek olursa görür ki, binlerce muradından ancak birkaçına nâil olmuştur. Ahvâl-i sâiresi akıl ve hayâlinden geçmemiş olan şeylerdir. Mâdem ki hakîkat-i hâl budur, o halde talebde icmâl edip necâtına ve evâmir ve nevâhîden ve hudûddan Hakk'ın sana teklîf eylediği şeyle iştigâlin sebebi ile nefsini kurtarmağa çabala! Böyle olunca mezâhir-i dünyeviyyeden yüz çevirmeği üzerine vâcib kıl; ve ihtiyâr-ı külfet ile dünyâyı musırrâne talebden vazgeç! Zîrâ sen kemâl-i muhabbetle dünyaya teveccüh etsen ezelde mukadder olan şey ne ise, ister istemez sana hâdim olarak gelecek olan ancak odur. Ve ondan i'râz edip kerhen ve mücmelen esbâba teşebbüs etsen yine gelecek olan odur. (...)"