
İnsanın böyle zayıf yaratılmış olması, horluk, yoksunluk, yardım istemi ve Yaratanına muhtaçlık zatının ayrılmaz özelliği olsun diyedir. Yine de insan, aslından ayrılır ve kendisine ilişen güç nedeniyle şaşırıp benlik davası güder, nefsine büyük sıkıntılar karşısında umut verir. Bir bela geldiğinde ise, üzüntünün varlığı nedeniyle korkar, o sıkıntıyı gidermeye çalışır, onu bulup yok edene kadar dinlenmez. Bu sıkıntının kendisine ulaşıp onu yatağından uzaklaştıracağına inanmazdı. O iddia ve büyük sıkıntılara karşı atılganlık nerede kaldı! Bir tek sıkıntı bile, onun iddiasını geçersiz kılmıştır ki insanın aslı da budur. Böylece insan büyük sıkıntılara karşı gelmenin kendinden değil başkasından kaynaklandığını öğrenir. Bu cesaret, Allah'ın o konuda kendisine verdiği destektir. Nitekim Allah bu konuda şöyle buyurur: 'Onu destekledik.' (el-Bakara 2/87) Yani güçlendirdik. Bu nedenle Allah, namazın her rekâtında 'Ancak senden yardım isteriz' (el-fatiha 1/5) demeyi farz kıldı. Allah'tan başka güç ve kudret sahibi yoktur.