
Hak Sübhânehû ve Teâlâ hazretlerine ma'rifetin yolu, esmâ ve sıfâtındandır.Çünkü esmâ ve sıfâtının kâffesi bu Allah isminin tahtında dâhildir. Binâenaleyh esmâ ve sıfâtın tavassutu olmadıkça Hakk'a vusûl mümkün olmadığı âşikârdır. Bu îzâhdan Allah Teâlâ'ya bu isim, ya'nî Allah ismi yolundan başka tarîk ile vusûl yolu yoktur. Hakîkatle tahakkuku i'tibâriyle vücûda vücûd iktisâb ettiren, bu Allah ismidir. Bu bâbdaki yol, bununla tavazzuh etmiştir. Bu isim, insanda kâmil olan ma'nânın mührüdür. Ve bu isim ile merhûm, Rahmân'a muttasıl olmuştur. Yalnız hâtemin nakşına nazar eden, yalnız isim ile, Allah ile berâberdir. Hâtemin menkûşâtından teâlî etmiş ise, sıfat ile, Allah ile berâberdir. Hâtemi fekk ederek vasfı ve ismi tecâvüz etmişse, tecâvüz eden kimse, zâtı ile Allah'la beraberdir; sıfatından da gayr-i mahcûbdur. Bu zât, yıkılmak isteyen duvarı ikâme eder ve kopmak isteyen mührü de (hâtemi) muhkem yaparsa, Hak ve halk denilen iki yetîmi derece-i kemâle eriştirir. Bu sûretle o iki yetîm duvardaki defîneyi çıkarırlar.