
Tasavvuf hakkında Müslümanlar arasında ciddi görüş ayrılıkları vardır; bu kadar ihtilafın olduğu bir alanda konuşmak ve yazı yazmak çetin bir iştir. Bu durum çağdaş tasavvuf araştırmalarında görünür; hemen bütün tasavvuf yazıları açık veya gizli muhataplara karşı 'savunma' amacı taşıyan yazılar haline gelmiştir. Müslümanların bir kısmı -bilhassa Arap coğrafyasında yaşayanları- için tasavvuf bidatlerin kaynağıdır; dini bozmak üzere farklı kültürlerden ortaya çıkan sızmalardan ibarettir. Bu eleştirinin hiç kuşkusuz haklı tarafları vardır; bizzat tasavvuf eserleri bu tarz 'sızmalara' karşı mücadele vermiş, tasavvufu bidatlerden arındırmak için başından beri dikkatli olmuşlardır. Ancak yine de bütün olarak tasavvufu 'bidat' kaynağı saymak veya onu toptan dışlamak insafla ve gerçeklerle bağdaşmaz. Buna mukabil müslümanların bir kısmı için tasavvuf dinin yegane doğru yorumudur. İslam tasavvufta anlatılan hakikatlerdir ve bu din genellikle sufilerin eliyle yayılmıştır. Özellikle günümüzde yaşanan çeşitli sorunlar nedeniyle bu yorum daha da öne çıkartılmıştır. Kuşkusuz bu iddianın haklı tarafları vardır; fakat abartılı kısımları doğru kısımlarından fazladır. Günümüzde sağlıklı bir bakış açısıyla tasavvufu bir zemine yerleştirmek zorundayız; tasavvufun sorunları olduğu kadar İslam mirasına katkıları ve hatta evrensel insanlık kültürüne katkılarını dikkate alarak bir çerçeve ortaya koymak zorundayız.