
"(...) Allah güzeldir ve güzeli sever'(Müslim, İman 147) hadis-i şerîfini zikreden Gazzâlî Allah'ı güzel olan Zâtı nedeniyle sevmenin garazsız ivazsız bir sevgi olacağı imasında bulunur. (...) Güzelliğin duyu ve hayal algısının ötesinde soyut bir anlamı vardır ve asıl estetik algı bu güzelliğin farkına varmaktır. (...) Gazzâlî'ye göre 'her şeyin güzellik ve iyiliği kendine özgü yetkinliğinin mümkün olduğu ölçüde gerçekleşmiş olmasında yatar.' Buna göre eğer bütün mümkün yetkinlikler bir nesnede bulunursa o nesne güzelliğinin zirvesinde demektir. (...) 'Her iyilik(hüsn) ve güzellik(cemâl) sevilir. (...) ve son tahlilde gerçek sevgi bütün bu güzelliklerin kaynağı olan ve mutlak anlamda Güzel olan Allah'a yönelmelidir. Fark edilmiş olacağı gibi Gazzâlî'nin söyleminde 'hüsn' terimi daha çok etik güzellikleri ifade etmek için kullanılmakta, estetik anlamda güzellik kavramı için 'cemâl' terimi tercih edilmektedir. Bu iki terimin bir arada zikredilmesi ise İslâm düşüncesinde karakteristik biçimde kurulan etik-estetik ilişkisinin bir kez daha vurgulanmasından başka bir şey değildir. (...)"