
"(...) 'Mişkât' gibi bir son dönem eseri olan 'el-Munkızu mine'd-dalâl'den öğreniyoruz ki, Gazzâlî'nin bazı aşamalarda bedeli entelektüel bunalımlarla ödenmiş olan hakîkati arayış serüveni, tasavvuf ehlinin temsil ettiği ahlâk ve dolayısıyla hakikat doktrininin bu yöndeki iddiaların 'en iyisi' olduğu sonucuna ulaştığında da bu hiçbir tereddüt içermeyen bir karardı. Tasavvuf ehlinin temsil ettiği yol ve bu yolla varılan hakikat Gazzâlî'ye göre tüm din âlimlerinin ilimleri, hakîmlerin hikmeti bir araya gelse daha yükseğini ortaya koyamayacakları bir kalibreyi işaret ediyordu. Çünkü bu yolu aydınlatan ışık doğrudan doğruya nübüvvet kaynağından (min nûri mişkâti'n-nübüvve) geliyor olup nazarî hakikatin çok üstünde olan 'zevk'e dayalı bir manevî tecrübenin sonucuydu. Eğer nihâî amaç nübüvvetin hakikatine tam bir kesinlik duygusu içinde ermek ise -ki Gazzâlînin asıl aradığı buydu- bu ancak 'zevk yöntemi'yle mümkündü. (...)"