
"(...) Normal bir iletişim için lafızların anlamı herkes için ortak bir anlamayı mümkün kılacak şekilde vaz edilir. Oysa tasavvufî tecrübeyle ulaşılan anlamlar, bırakın bedenî güçlerden soyutlanmayı, bizâtihî kendinden gâib olanların ulaşabileceği anlamlardır. Nasıl aklî anlamlar vehim gücüyle, vehim idrakleri hayal gücüyle, hayal formları duyu güçleriyle bilinemez ise 'ayne'l-yakîn' düzeyinde ulaşılan anlamların 'ilmü'l-yakîn' düzeyinde kavranması mümkün değildir. Dolayısıyla bu anlamlara ulaşmak isteyenlerin dile dökülebilir olana değil, müşâhede ile ulaşılana talip olması gerekir. (...)"