
"Bir yanda mevcudatı O'nunla görenler, diğer yanda O'nu mevcudat ile görenler söz konusudur. İlk grup 'sıddîklar' derecesinden olup müşâhede ehlidir. (...) Ötekiler ise istidlâl sahibi râsih bilginlerdir. Aklî istidlâl ehli olan bilginler kesretin basamaklarından vahdetin zirvesine doğru akıllarıyla yükselirlerken kesret âlemini oluşturan mevcudatı O'nun varlığı ve birliğine delâlet eden kanıtlar olarak görür. Kısacası müşâhede ehli olan sıddîklar vahdetten kesrete inen, istidlâl ehli bilginler ise kesretten vahdete çıkan bir perspektife sahiptir. (...)"